BEYİN VE BEYİN HASTALIKLARI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

BEYİN VE BEYİN HASTALIKLARI

Mesaj  Admin Bir Çarş. Ağus. 20, 2008 10:43 am

BEYİN VE BEYİN HASTALIKLARI

Kafatasının içinde, beyin zarlarıyla
örtülmüş, beyazımtırak ve yumuşakça bir kitle durumundaki sinir organı.
Duyum ve bilinç merkezini oluşturan beyin, insanları hayvanlardan
ayıran en önemli organdır. Bu bakımdan insan beyni hayvanlarda
görülmeyen bilinç, konuşma, sevinç, üzüntü gibi olayları da bir
merkezdir. Dış dünya ile olan maddi ve manevi bütün ilişkiler, duyular
aracılığı ile beyne iletilir, orada değerlendirilir ve vücudun gerekli
tepkiyi göstermesi ayarlanır. Gri ve beyaz hücrelerden oluşan beyin,
kafatasının arkasında bulunan bir delikle omuriliğe bağlanır. Beyin ve
omurilik, üç katlı koruyucu zarla (meninks) sarılıdır. Beyne en yakın
olan iç zar ile orta zar arasında beyin sıvısı denilen bir sıvı
bulunur. Anatomik yapıdan beyin, beyin yarıküreleri, orta beyin,
beyincik ve beyin sapından oluşur. Beyin yarıküreleri de “lop” denilen
dört kısma ayrılmıştır. Loplar, alın (frontal), yan (parietal),
şakak(temporal) ve artkafa (oksipital) diye adlandırılır. Ayrıca loplar
“girus” kıvrımlara ayrılır. Loplarda duyu organları aracılığıyla alınan
duyuların yorumlanması (çiçek kokusu ile yemek kokusunun ayırt edilmesi
gibi) ve kaslara hareket sağlayıcı uyarıcıların yapılması gerçekleşir
(yazı yazmak için el ve parmaklara gerekli uyarıların verilmesi gibi).
Beyin yarı kürelerinin üzerinde beyin kabuğu (korteks) denilen gri
hücrelerden oluşmuş, kıvrımlı bir kısım vardır. Beyin kabuğunun iç
tarafı beyaz sinir liflerinden oluşmuş, çok yoğun bir tabakayla
kaplıdır. Sinir lifleri sinir hücreleriyle beyin hücreleri arasındaki
bağlantıyı kurarlar. Beyin kabuğunda duyularla ilgili belirli görevleri
üstlenmiş bölgeler vardır; sözgelimi görme merkezi artkafa lobunun
kabuğundadır. Organlardan işlevleri fazla ve duyarlı olanlar için,
beyin kabuğunda daha geniş bir bölge ayrılmıştır. Bu bakımdan beyin
kabuğunda en geniş bölge el ve dudak hareketlerine uyaran bölgelerdir.
Orta beyin, Varol köprüsüyle beyinciğin bağlantısını sağlar. Beyincik,
vücudun dengesini, kasların gerilmesini ve kaslar arasında uyumun
sağlanmasını denetler. Beyin sapı denen omurilik soğancığında (bulbus)
beyinden gelen sinirler omuriliğe geçerken yön değiştirirler; sağ
yarıküreden gelen sinirler vücudun sol tarafını, sol yarıküreden
gelenler de sağ tarafını denetler. Soğancıkta omurilikten gelen
uyarılar alınır, ayrıca sindirim, solunum, dolaşım sistemlerine
komutlar verilerek denetleme yapılır. Beyinde, gelen uyarıların dağıtım
merkezi olarak çalışan “talamus” ile, iç organların dış tepkilere göre
çalışmasını ayarlayan, acıkma, susama duyularını harekete geçiren
“hipotalamus” merkezleri vardır. Beynin çalışması, milyonlarca kablo
görevi yapan sinir lifinin haber götürüp direktif taşıdığı, çok
karmaşık bir telefon santralı gibidir. Bu kablolar arasında gerekli
bağlantılar yine on binlerce küçük bağlantı merkezlerinde yapılır.
Sinir lifleri arasında elektrik akımı aracılığı ile haberleşme
sağlandığı ilk defa İtalyan hekimi L. Galvani tarafından bulunmuştur.
Beynin oksijen ihtiyacı oldukça fazladır. Vücut ağırlığının %2’sini
kaplayan beyin, vücuda giren oksijenin %25’ini kullanır. Bu bakımdan
beyne kan götüren ve getiren damarlar, diğer organlardakine göre, sayı
bakımından daha fazla ve daha geniştir. Normal boyutlardaki yetişkin
bir insanın beyin ağırlığı 1.500-1.600 gr.’dır. vücut ağırlığına göre
insan beyni 1/50 oranında iken, en gelişmiş memelilerde bu oran 1/100’ü
bulur.
Beyin Hastalıkları:
Beyinde görülen kanamalar,urlar,
iltihaplanmalar vb. çeşitli hastalıklardır. En önemli organ olan
beyinde görülen çeşitli hastalıkların vücudun başka bir yerinde önemli
bozukluk yaratma olasılığı yüksektir. Kızamık, tifo, zatürree gibi
hastalıklar sırasında, ya da göz, iltihaplanmalarında mikroplar beyne
yayılarak beynin iltihaplanmasına yol açabilirler, buna beyin iltihabı
(ansefalit) denir. Ansefalit, ölümle, psikolojik yetersizliklerle ya da
felçlerle sonuçlanabilir. Kılcal damarların sertleşmesinden doğan beyin
kanamaları daha çok yaşlılarda görülür. Şiddetli kanamalarda koma
durumu, felç ya da ölüm görülebilir. Kan dolaşım sistemine katılan bir
kan pıhtısı beyinde tıkanmaya neden olur, buna beyin ambolisi denir ve
sonucunda felç görülür. Beyin damarlarının iç yüzeylerinin kanser vb.
gibi hastalıklarla bozulmasından dolayı tıkanmalar da olabilir, buna
beyin trombozu adı verilir. Çeşitli nedenlerle beyin dokusunda ya da
beyin zarında urlar ortaya çıkarak, bulundukları yere ve neden
oldukları rahatsızlıklara göre değişik belirtiler gösterirler.
Hareketlerde görme, işitme gibi duyularda bozukluklar, baş ağrısı gibi
belirtiler yapan urlar çoğunlukla ameliyatla alınır. Daha çok küçük
yaşlarda beyine, beyin-omurilik suyunun birikmesinden ileri gelen
“hidrosefali” görülür. Nedeni, beyin-omurilik sıvısının beyinden
akmasını sağlayan yollardan birinin tıkanmasıdır. Düşme, çarpma, vurma
gibi olaylar sonucu beyin sarsıntıları, ezilme, yaralanma ve beyin
patlaması görülür. Kimi akıl hastalıkları doğrudan beynin yapısıyla
ilgili değilse de, psikoz tipi hastalıklar beynin iyi çalışmaması
sonucu ortaya çıkar. Bellek yitimi (amnezi) gibi hastalıklarsa beyin
zedelenmesiyle ilgilidir. Bu bakımdan birçok akıl hastalığı son
zamanlarda beyin cerrahisiyle iyileştirilmektedir.
Beyin İltihabı (Anseptik Menenjit)
Merkezi
sinir sisteminin virüslerden ileri gelen hastalıklarına ansefalit adı
verilir. Şiddetli baş ağrısı, ense sertliği ve ateş gibi belirtilerle
başlar. Bu hastalığa kabakulak, herpes simplex, enfluenza, enfeksiyoz
hepatit ve enfeksiyoz mononükleoz gibi virüsler neden olurlar. Kuduz
virüsünün neden olduğu ansefalit ise öldürücüdür. Bu hastalığa,
bakteriye rastlanmadığı göz önünde tutularak, cerahatli menenjitten
ayırmak için aseptik menenjit adı da verilir. Teşhis için alınan beyin
omurilik sıvısında, glikoz, normal hücreler yani lenfositler ve
albüminin artmış olduğu görülür.
Lenfositler çok arttığı için
lenfositik koriomenenjit adı verilen bir viral menenjit tipi daha
vardır ki, grip gibi, salgın olarak görülür. Bu gibi vakalarda baş
ağrısı, ateş, ense sertliği gibi menenjit belirtileri hafif olarak
vardır. Hastalık genellikle 1-2 haftada semptomatik tedavi ile iyileşir.
Tedavide
antiviral ve ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlar kullanılır. Komada gibi
baygın yatan hastalar hastanede bakıma alınır, kas kasılmaları şeklinde
görülen konvülsiyonların hastaya zarar vermemesine çalışılır.
Beyin Kanaması
Serebral Hemoraji, İnme:
Beyin
fonksiyonlarının birdenbire bozulmasına beyin inmesi veya felç denir.
Bu bozulmaya neden olan olaylar beyin kanaması, beyin trombozu veya
ambolisi gibi üç şekilde meydana gelebilir.
Beyin Kanaması (Serebral Hemoraji)
Damar
sertliği ve tansiyon yüksekliği bulunan 50 yaşın üstündeki kimselerde
birden bilinç kaybı ve inme şeklinde yarım felç (hemipleji) görülürse
beyinde bir tıkanmanın veya kanamanın meydana geldiği düşünülmelidir.
Bilinç kaybı birkaç dakikada tamamlanır ve hasta olduğu yere yığılır
kalır. Bu nedenle hastalığa, inme (ictus apoplecticus) adı da
verilmiştir. Genellikle bu anda yüz kırmızı bir renk almış ve ağız
çarpılmıştır. Gözler, kanamanın olduğu beyin tarafa doğru ağız ise
sağlam tarafa kaymıştır. Ayak tabanının bir iğneyle çizilmesi suretiyle
aranan tepki de felçli tarafta ayak baş parmağı yukarı kalkar (Babinski
tepkisi müspet), diz kapağı (patella) tepkisi kaybolmuştur. Hasta çok
kere idrarını, hatta dışkısını kaçırır. Beyin-omurilik sıvısı kanlı
olabilir. Bir- iki gün içinde ateş yükselmeye başlar, 40 derecenin
üstüne çıkabilir.
Beyin Trombozu (Serebral Tromboz)
Arteriosklerozlu
yani damar sertliği olan kimselerde çok kere uyurken gece başlar. Hasta
idrar etmek için tuvalete giderken yere düşer, bilinç kaybı yoktur.
Ağır vakalarda bilinç sonradan bulanıklaşır ve hasta komaya girer.
Beynin geçici trombotik daralması önce kol ve ayakları zaman zaman
uyuşması, konuşma bozukluğu (dizartri) gibi damar kısalması
şikayetleriyle başlar. Bunlar geçici iskemik ataklar yani beynin zaman
zaman kansız kalma belirtileridir. Sol hemiplejilerde genellikle
konuşma normaldir, sağ hemiplejilerde konuşamama yani afazi vardır.
İskemik atak geçirenlerde trombositlerin toplanmasını önleyici ilaçlar
(aspirin) ve pıhtılaşmayı önleyici antikoagulan ilaçlar (coumadin)
yarar sağlar.
Beyin Ambolisi (Serebral Amboli)
Her yaşta
görülür. Hemipleji ve bilinç kaybı birden genç bir kimsede meydana
gelirse önce beyin ambolisi düşünülür. Kalp hastalarında daha çok
görülen bu durum, kan pıhtılaşmasına karşı gelen ilaçlarla (Heparin)
tedavi edilebilir. Amboliyi tedavi eden ilaç beyin kanamasında ise
tamamen zararlıdır. Bu yüzden ayrıca teşhis yapmadan tedaviye başlamak
doğru olmaz. Felçli olarak yatan hastaların, beslenmesi, bakımı ve
iyileştirilmesi (rehabilitasyonu) doktorun planladığı şekilde
yürütülmeli, idmanlar, masajlar ihmal edilmemelidir.
Beyin Travması
Beyin Sarsıntısı, Komosyo:
Kafatasının
sarsılması veya kırılması sonucu içindeki beyin dokusunun zedelenmesine
beyin travması (concussion) denir. Ulaşım araçlarını sayılarının
süratlerinin gittikçe artmış olması, günümüzde trafik kazalarını,
insanlara diğer hastalık nedenlerinden daha fazla zarar verici bir
duruma yükselmiştir.
Baş kemiklerinin çatlaması veya kırılması,
beyin zarlarında ve damarlarında yırtılmaya, beyin kanmasına neden
olabilir. Bazı baş travmalarında kemiklerde kırılma ve damarlarda
kanama olmadan da beyin dokusunda bir sarsıntı meydana gelebilir.
Kafaiçi basınç değişmesi sonucu sinir hücrelerinin ani olarak
elektriksel boşalmaya uğraması ile insanda bilinç kaybı meydana gelir.
bU tip beyin sarsıntılarını tıp dilinde komosyo (commotio cerebri) adı
verilir. Bilinç kaybı kısa sürer, daha sonra baş ağrısı, baş dönmesi,
uykusuzluk, sinirlilik gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu arada amnezi
denen bellek kayıpları görülebilir. Daha şiddetli darbeler beyin
kontüzyonu denen durumu meydana getirir. Beyin kontüzyonu geçiren
kimselerde konuşamama (afazi), koku almama (anosmi), yarım görme
(hemianopsi) ve felç (hemipleji) gibi belirtiler ortaya çıkar. Kafa
travması geçiren bazı kimselerde daha sonraları sara nöbetleri (Jackson
epilepsisi) gelişebilir. Beyin sarsıntısı yani komosyo geçiren bir
kimsenin bilinci yerine geldikten bir süre sonra uyuklama hali ile
bilincinin tekrar bulunması halinde beyinde kanama sonucu bir hematom
meydana geldiği düşünülmelidir. Bu arada nabız yavaşlaması, kusma, baş
ağrısı ve kanama bölgesine bağlı olarak felçlerin meydana gelmesi,
kanamanın varlığını ispatlayan belirtilerdir.
Başlangıçta belirti
vermeyen hematomlar, devam eden ufak kanamalarla ve beyin-omurilik
sıvısından su çekme sonucu büyüyebilir ve zamanla bir beyin uru gibi
kafaiçi basıncını arttırarak belirti verebilir. Kanama beyin zarları
arasında olduğu zaman ense sertliği, ateş yükselmesi ve bilincin
kapanması gibi belirtiler görülür. Beyin-omurilik sıvısında kan
bulunması ile teşhis konur.
Beyin sarsıntısı geçiren kimse en az 24
saat kontrol altında tutulmalıdır. Şok hali varsa serum ve kan
transfüzyonları ile düzeltilmeye ve sinir hastalıkları uzmanı
tarafından muayene edilerek teşhis konmaya çalışılır. Bu arada
enfeksiyonlara karşı antibiyotikler, beyin ödemine karşı hipertonik
solüsyonlar damardan verilir. Kanamayı önlemek üzere kan durdurucu yani
hemostatik ilaçlar kullanılabilir.
Bilinci kapalı olan hastalar mide
tüpü ile beslenirler ve idrar birikmesini önlemek için mesaneye devamlı
bir sonda bırakılır. Kafatası kırıklarında acil cerrahi tedavi, ancak
beyne baskı yapan açık çökme kırıklarında yapılır. Beyin zarlarının iç
kısmında gelişen subdural hematomlar veya kafatası kemiğinin altında
ekstradural hematom şeklinde biriken kan toplanmaları bazı vakalarda
ameliyat ile boşaltılarak hastanın hayatının kurtarılması mümkün
olabilmektedir.
Beyin Tümörleri
Kafa boşluğunda beynin çeşitli
bölümlerinde gelişen urlara beyin tümörleri denir. Kafa içinde basınç
artmasına ve beyin ödemine bağlı olarak baş ağrıları, baş dönmesi
(vertigo), kusma, konvülsiyon gibi genel belirtilerle kendini belli
eder.
Beynin ön kısmında yani frontallobda oluşan urlarda ruhsal
bozuklukların ve kişilik değişikliklerinin görülmesi karakteristiktir.
Önceleri durgunluk, unutkanlık, sonra aşırı sinirlilik ve psişik
bozukluklar meydana gelir. Bazı tümörler beyin zarında lokal iritasyona
bağlı olarak Jackson tipi epilepsiye neden olabilirler.
Tümörün
tuttuğu beyin merkezlerine göre, parietal bölgedekiler konuşma
bozuklukları (afazi), oksipital bölgedeki tümörler hemianopsi şeklinde
görme bozuklukları, koku, işitme ve görme halüsinasyonları, ufak veya
büyük görme (mikroskopi veya makroskopi) gibi belirtiler meydana
getirirler.
Baş dönmesi kulak çınlaması ve ilerleyici işitme kaybı
ile beraber oluşan Menier sendromu beyin tümörlerinin tipik bir
lokalizasyonu sonucu meydana gelir.
Beyin dokusundan çıkan urlara
gliom denir, erken belirti verirler. Beyin zarlarından oluşan urlar
yani meningiomlar beyne basınç yaparak, kendilerini gösterirler, beyin
dokusuna yayılmazlar. Sinirlerden kaynaklanan urlar ise nörinom adını
alırlar. Ayrıca beyin damarlarının urlaşması ile meydana gelen
hemangiomlar veya çeşitli dokulardan oluşan mikst urlar da vardır. Bazı
hastalıkların neden olduğu sifiloma, tüberkiloma ve aktinomikoma gibi
urlar da kafa içinde görülen diğer urlardır.
Bütün bu tümörlerin
müşterek belirtileri kafa içi basıncının artmasına bağlı olarak baş
ağrısı şeklinde başlar. Birden başlayan ağrı bazen birkaç dakika, bazen
1-2 saat sürüp geçer. Öksürük, ıkıntı, bağırma, baş hareketleri gibi
nedenlerle başlayan ağrılarda vardır. Bulantısız kusmalar, nabız
yavaşlaması, görme bozuklukları, ruhsal değişmeler bulunabilir.
Tümörlerin
motor alanları tutması halinde bazı reflekslerin kaybolması, bazı
reflekslerin arması şeklinde görülür, hatta felçler meydana gelebilir.
Hipofizin eozinofil hücrelerinden çıkan adenom şeklinde urlar gençlerde
jigantizm denen devliğe, yetişkinlerde akromegali sendromuna yol
açarlar. Bazofil hücrelerin adenomu Cushing hastalığına yani tansiyon
yüksekliği, şişmanlık, kıllanma gibi belirtilere sebep olur. Hipofizin
kromofob hücrelerinin adenomu ise hipopituitarizm sendromu yaparlar.
Fröchlich sendromu da denen bu hastalık erkeklerde seksüel isteksizlik
ve sekonder seks karakterlerinde gerilme ve kılların dökülmesi gibi
belirtiler meydana getirir.
Ayrıca başka organlarda meydana gelen
habis urların, örneğin akciğer, meme, deri, bağırsak ve böbrek
kanserlerinin (Hipernefrom) metastazları da beyinde yerleşir. Beyin
tümörlerinin bazıları beyin cerrahları tarafından ameliyatla tedavi
edilebilmekte, bazılarına ise ancak sitostatik ilaçlar (BCNU,CCNU),
kortikosteroidler veya radyasyon tedavisi uygulanabilmektedir.
Beyin
urları kan muayenesi, beyin-omurilik sıvısının muayenesi, göz dibi
muayenesi ve röntgen muayenesi gibi yardımcı muayene yöntemleriyle ve
sinir hastalıkları uzmanı doktorların nörolojik muayenesiyle teşhis
edilirler. Bazı hastaların göz dibi muayenelinde papilla ödemi vardır.
Ayrıca serebral arteriografi (anjiografi), elektroansefalografi yani
beyin elektrosu, radiozizotop tetkikler (sintigrafi), ultrason,
ventrikülografi, tomografi, termografi gibi daha özel muayene ve teşhis
metotları kullanılmaktadır
avatar
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 114
Kayıt tarihi : 10/08/08

Kullanıcı profilini gör http://health100.eniyiforum.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz