Beynin Bilinmeyenleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Beynin Bilinmeyenleri

Mesaj  Admin Bir Paz Ağus. 17, 2008 9:11 pm

Beynin Bilinmeyenleri


eyin tarama teknolojileriyle
nörolojik bilimlerde önemli gelişmeler yaşandı. Binlerce beyin
görüntüleme araştırması, nörologlara beynin nasıl çalıştığına ilişkin
bilgiler sağladı. Peki, bu araştırmalar beklentileri karşıladı mı?
Beynin bilinmeyen dünyasına ilişkin yeni olarak neler keşfedildi?
Beyin...
Milyonlarca işlemin aynı anda yürütüldüğü, organik ve kimyasal bir
mekanizma. Hepimiz için çözümü çok zor bir bilmece. Koku almak için
burnun, görmek için gözün, işitmek için kulağın varlığı yeterli değil.
Bu verilerin beyindeki sinirler tarafından algılanması, tanımlanması ve
işlenmesi gerekli. Bunlar beynin mekanik işleyişiyle ilgili ve bir yere
kadar sistematiğini anlamak kolay. Ya akıl, zekâ, bilinç ve düşünme
gibi bilişsel süreçler? Nöroloji (sinir bilimi), 199O'lı yıllarda
atılım yaptı ve binlerce araştırmacı, milyar dolarlık bütçeler bu alana
kaydı. Bu patlamanın en önemli nedeni, f-MRI (Fonksiyonel Manyetik
Rezonans Görüntülemesi) gibi yeni tarama cihazlarının geliştirilmesi ve
bu konuda artan umutlardı.
Bu, sadece çekici bir bilimsel keşfin
zaferiyle sınırlı değildi. Nöroloji altın bulmuştu. Yaşlı nüfusun üçte
bîrini pençesine alan Alzheimer'ın anlaşılması ve tedavi yöntemlerinin
geliştirilmesini sağladı. Depresyon veya hiperaktivite gibi beyin
hastalıklarının tedavisinde çığır açıldı. Hatta, hafızayı ve zekâyı
geliştirmeye yönelik ilaçlar üretildi. Merkezi ABD'de bulunan Nöroloji
Derneği'nin (Society for Neuroscience) her yıl düzenlediği toplantılara
23.000'i aşkın genç bilim insanın katılması, bilim dalma ilginin
arttığının en açık göstergesi. Ancak, geride bırakılan 10 yılda somut
anlamda ne tür ilerlemeler kaydedildi? Beynin gizemli yanları açığa
çıkarılabildi mi?
Hem evet hem de hayır... Nöroloji, sinirlerin
birleşme noktalarına az sayıda molekülden oluşan ilaç enjekte edebilen
mikro pipetlerden, gen aktarma deneylerine kadar devrim yaratan
araştırma tekniklerini geliştirdi. Buna karşın, sayısız araştırma
tezine rağmen, bilim insanları, hâlâ çok az veriye sahipler.
En
azından güçlü bir bilgiye ulaşıldı: Beynin üzerindeki yumrular,
karmaşıklığını gösterir. Beyin için hep bilgisayar benzetmesi yapılır,
halbuki bilgisayar beyne oranla çok daha basit bîr cihaz. Çünkü beyin
mekanik değil, organik: Öğreniyor, öngörüyor, gelişiyor ve uyum
sağlıyor. Dolayısıyla, bilince sahip bir düzenek. İşlemleri bir bütün
olarak, sağlam ve tutarlı şekilde gerçekleştiriyor. Nörolojinin bugüne
kadar çözebildiği, karmaşık işlemler denizinin silik bir silueti.
Organik yapı
Beyin,
elektrokimyasal devrelerle birbirine bağlanmış beyin hücrelerini
tanımlayan sinirlerden (nöron) oluşuyor. Her sinir, sinyalleri alarak
işliyor. Sinir ağlan, çok sayıdaki bağlantılarını zayıflatarak ya da
güçlendirerek anıları saklıyor, hafızayı oluşturuyor. Alışılmadık bir
deneyimle karşılaşılması, örneğin Mona Lisa'nm portresine bakılması,
hücrelerin kendi aralarında farklı düzenlemelere gitmesine yol açıyor.
İlgili sinirler, aniden bağlantılarını güçlendiriyor ve karşılaşılan
modeli tanımlamaya çalışıyor. Kaydedilen bu veriler, ikinci deneyimde
işlemi daha hızlı gerçekleştiriyor. Tekrarlanan işlemler bütünü,
yaşamın zihinsel görüntüsü olarak beyinde saklanıyor.
Bu, bilgiyi
hem hatırlayıp hem de simgeleştirebilen esnek yapının, yani sinir
ağının temelini oluşturuyor. Mantıksal açıdan organik, çünkü devreler
kullanıma bağlı olarak gelişiyor. Ası! şaşırtıcı olan beyin ağının
ölçeği. 1,4 kg. ağırlığındaki yetişkin insan beyni, yaklaşık 100 milyar
sinire sahip. Bu sinirlerin her biri, komşu sinirle 1.000-500.000
bağlantı noktasıyla temas ediyor. Bağlantılar, farklı kimyasal
özelliklerde yaşanıyor ve her sinirin karmaşık iç sistemi var.
Beynin
temel olarak sinir ağlarından oluştuğu fikri, bilim insanlarının
mikroskop altında gri maddeyi incelemesinden beri mevcut. Ancak,
199O'lı yıllarda bu bilgiye etki edebilecek yenilikler yaşandı. Saç
teli kalınlığında elektrotlar kullanılarak maymun beynindeki sinirler
tek tek gözlendi. Araştırma sırasında, hayvanın ilgi durumuna göre
hücre etkinliğinin değiştiği saptandı. Maymuna bir seki! gösterildi.
Şekilden oluşan bu uyarana ilgisi arttığında, sinirlerin hareketini
gösteren ışıklar daha canlı hale gelirken, ilgi duymadığı şekillerde
sinirin yaydığı ışığın azaldığı görüldü.

Kaynak: Focus Ekim 2003
avatar
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 114
Kayıt tarihi : 10/08/08

Kullanıcı profilini gör http://health100.eniyiforum.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz