Beyinin Sırrını Çözen Türk'ün Başarısı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Beyinin Sırrını Çözen Türk'ün Başarısı

Mesaj  Admin Bir Paz Ağus. 17, 2008 8:51 pm

Beyinin Sırrını Çözen Türk'ün Başarısı
Onur Güntürkün´e bilim
çevreleri Türk Hawking diyor. O da Hawking gibi tekerlekli sandalyeye
mahkum ve o da bir dahi… Prof. Güntürkün, beynin iki yarısının farklı
çalıştığını kanıtlayıp, Almanya´nın en büyük tıp ödülünü kazandı. Onur
Güntürkün, 4 yaşında çocuk felci geçirip tekerlekli sandalyeye mahkum
oldu. Yılmadı. Türkiye´de liseyi bitirip Almanya´ya gitti, beyin
alanında uzmanlaştı. 35 yaşında profesör, 4 yıl sonra ordinaryüs
profesör oldu. Şimdi yaşında ve RUB Üniversitesi Psikoloji Bölümü
Dekanı. Prof. Güntürkün beyinle ilgili birçok buluşa imzasını attı. En
önemlisi, beynin iki yarısının farklı çalıştığını kanıtlaması. Bu
buluşu 1 milyon marklık Krupp Bilim Ödülü´nü kazandırdı, Nobel adayları
arasına soktu.

Beynin sırrını çözen dahi Türk
Prof. Onur
Güntürkün beynin iki yarısının farklı çalıştığını kanıtlayıp,
Almanya´nın en büyük tıp ödülünü kazandı. İşte Prof. Güntürkün´ün bilim
çevrelerindeki adı: Türk Hawking

ÖMÜRLERİNİ BİLİME ADAYANLAR
Onlar,
Türkiye´deki bilimsel koşulların yetersizliği yüzünden yurtdışına giden
´süper beyinlerimiz.´ Yeteneklerini ve bilgilerini yurtdışında
konuşturan Türk bilimadamları, vatan özlemlerini yüreklerine gömüp,
ömürlerini bilime adıyorlar. Onların yıldızlarının parladığını gördükçe
hem göğsümüz kabarıyor, hem de içimiz burkuluyor. Çünkü bu örnekler
Türkiye´nin acı bir gerçeğini gözler önüne seriyor: Beyin göçü!

Fırsatlar
ülkesi Amerika´dan tutun da Avrupa´nın çeşitli ülkelerine kadar,
dünyanın her yerine adlarını altın harflerle yazdırmış başarılı bilim
adamımızla görüştük. Alanları farklı da olsa hepsi bir konuda hemfikir:
Gerekli imkanlar sağlandığında, Türk beyni inanılmaz dehalar yaratıyor!

Bir
yandan bilim yolunda emin adımlarla zirveye tırmandı, bir yandan da
sağlık sorunlarıyla mücadele etti Prof. Dr. Onur Güntürkün… Dört
yaşında çocuk felci geçirdi, tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Tedavi
için Almanya´ya dayısının yanına gitti; Hamburg´ta bir kliniğe
yerleştirildi. Alman doktorlar Güntürkün Ailesi´ne, “Eğer oğlunuzun
iyileşmesini istiyorsanız, tedavi bitene kadar kliniğe gelmeyin. Hiçbir
şeyden etkilenmemesi ve Türkçe konuşmaması gerekir” dediler. Güntürkün
Ailesi, oğullarının sağlığı için bunu kabul ettiler. Ama ne ailesi de
ne de Onur dayanabilmişti ayrılığa; 8 ay sonra klinikten ayrıldı ve
tekerlekli sandalye ile yaşamayı öğrendi. Ama bu Onur´un bilime olan
tutkusuna hiç engel olmadı…

NOBEL´E ADAY GÖSTERİLİYOR
Beyin
ve sinir sistemi üzerine önemli çalışmalara adını yazdıran Onur
Güntürkün, 35 yaşında profesör, 39 yaşında da ordinaryüs profesör oldu.
Şu anda yaşında ve Almanya´da RUB Üniversitesi Psikoloji bölümü dekanı.
2000 yılında İstanbul Üniversitesi´nden “Fahri Doktora” unvanı alan
dünyaca ünlü bilim adamımız Prof. Dr. Onur Güntürkün´ün adı, Nobel
almaya aday isimler arasında anılıyor…

Prof. Güntürkün´ün yaşamı, aslında gerçek bir azim ve kararlılık öyküsü adeta. Hayatını ise şöyle özetliyor Prof. Güntürkün:

“Kendimi
bildim bileli merak ettiğim tek konu insan beyninin nasıl çalıştığı
oldu. Bu konuda ne kadar kitap varsa hepsini okudum. Hatta annem bana
mikroskop alsın diye aylarca bulaşık yıkadım. Aldığım mikroskobumla
bütün bitki ve böcekleri inceledim. En büyük desteği de doktor olan
babamdan aldım. Hastaneden mikroskop camına sürülmüş kan örnekleri
getiriyordu. Onları inceliyor, rapor tutuyordum. Artık kararımı
vermiştim. Ya tıp okuyacaktım, ya da psikoloji. Aslında zaman zaman
kendime soruyorum. ´Benim bilime olan merakımı hastalığım mı
körükledi?´ diye. Ama bunu yine yapardım… Liseyi Türkiye´de okuduktan
sonra, Almanya´ya tekrar gittim. Ama bu kez üniversite için. Bochum
Psikoloji Fakültesi´ne girdim. Aslında biraz hayal kırıklığı oldu.
Psikolojinin beyin araştırmasına yatkın bir bilim olmadığını okulda
öğrendim. Ama daha sonra doktoramı anatomi üzerinde yaptım.”

YENİ BULUŞLAR YOLDA…
Gece
gündüz demeden bilim yolunda hızla ilerleyen ve çalışmalarıyla önemli
ödüller alan Prof. Dr. Onur Güntürkün, beynin iki yarımküresinin fark
şekilde çalıştığını buldu. Buna tıp literatüründe, ´lateralizasyon´
deniyor. Güntürkün çalışma arkadaşları ise güvercinler. Zira
üniversitesinde yetiştirdiği güvercinlerle yaptığı deneylerle, otistik
ve parkinson gibi nörolojik hastalıkların tedavisinde önemli gelişmeler
kaydediyor. Beynin sırrını çözen Prof. Güntürkün, bu çalışmalarıyla
Bochum Üniversitesi Üstün araştırmalar Ödülü, Alman Araştırma Fonu
Bursu ve Gerhard Hess Bilim Ödülü´nü kazandı. 1995 yılında da
Almanya´nın en büyük bilim ödülü olan ve yaklaşık 1 milyon mark
değerindeki Krupp Bilim Ödülü´nün sahibi oldu. Prof. Güntürkün şimdi 11
asistanıyla birlikte bilgisayar ortamında yapay beyinler yaratarak,
çalışmalarını sürdürüyor.

Prof. Güntürkün´ün bilimden sonra en
büyük tutkusu ailesi. İşi dışındaki vaktinin tamamını eşi Monica ve
çocukları Pascal ile Levent´e ayıran Güntürkün, en çok müzelere
gitmekten hoşlandıklarını söylüyor. 15 ve 18 yaşında iki oğlu için
“Onların bilim adına bir planı yok henüz. Daha çok araba ve kızlarla
ilgilenmeyi tercih ediyorlar” diyor.

BİLİMSEL VERİ DÜŞÜYOR
Prof.
Güntürkün: Aylık kazancım 8 bin 500 mark yani 4 bin 300 euro.
Türkiye´deki meslektaşlarım az kazanıyor. Yeterli kazanca sahip
olamadıkları için üniversite dışında çalışmaya zorlanıyorlar ve
bilimsel verim düşüyor..

Unutkanlık tarih olacak
Prof. Onur
Güntürkün, araştırmasını şöyle anlatıyor: “Şu anda beynin ön kısmının
kısa vadeli bellek mekanizmalarını nasıl gerçekleştirdiğini
araştırıyorum. Önemli bir kısmını keşfettik. Uygulamaya geçmesi uzun
vadede olacak. Örneğin bir telefon numarasına bakar, numarayı görür ve
çevirirsiniz. Numara düştüğü an da unutursunuz. Bu arada gözlerinizi
rehberden ayırıp telefona baktığınızda ise o numara kısa bir süre için
beyinde kalır. İşte bu araştırma, bu mekanizmanın nasıl olduğuna
yönelik. Araştırmalarda şimdiye dek elde ettiğimiz sonuç şu:
Korteksteki hücrelerin küçük bir kısmı, algılanan bir uyarı hala devam
ediyormuş gibi davranır. Yani uyarıyı gözünüzün önünden aldığınızda
hala varmış gibi reaksiyon göstermeye devam ediyor beyin. Başka bir
uyarının gelmesiyle bu hücrelerin reaksiyonu sona eriyor. Bunun
olmaması için ikinci bir unsura ihtiyacımız var. Bu da ´dopamin´ denen
kimyasal bir madde. Bu hücrelerin bulunduğu merkeze dopaminin aynı anda
salgılanmasıyla, hücrelerin tepkisi korunuyor. Sonraki uyarılar bu ilk
uyarının yol açtığı reaksiyonu bitirmiyor. Bu araştırmamız, uzun vadede
unutkanlığı en aza indirecek. Yaşlandığımızda dopamin sistemi sayısal
olarak azalıyor. Bazı bunama türleri için tedavi çeşitleri
geliştirilebilir.”
avatar
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 114
Kayıt tarihi : 10/08/08

Kullanıcı profilini gör http://health100.eniyiforum.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz